Künye   |  Bize Ulaşın   |  Reklam   |  Giriş Sayfam Yap  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  RSS   |  Üyelik
» FLAŞ! HATAY'DA CEPHANE ARANIYOR!   » AKP'nin yanında cephane aranıyor!   » Öğrenciyiz açız dediler, dayağı yediler!   » Olmert: Operasyonlar devam edecek!   » Yargıtay üyelerinden Kanadoğlu'na ziyaret   » ‘Babacığım sana orada kim bakacak?’   » DİYARBAKIR SALDIRISININ ARDINDAKİ GERÇEK!   » İstanbul'da dengeler değişti!   » ÖZÜRCÜLERE SORUŞTURMA!   » Emniyet'ten fotoğraflı yanıt   
ANA SAYFA
VİDEO HABER
MANŞET
ÖNE ÇIKANLAR
GÜNCEL
EKONOMİ
POLİTİKA
DÜNYA
YAŞAM
KADIN
SAĞLIK
ASTROLOJİ
MAGAZİN
KÜLTÜR SANAT
EĞİTİM
TEKNOLOJİ
OTOMOTİV
EMLAK
ENTERESAN ŞEYLER
STRATEJİ
SPOR
FUTBOL
BASKETBOL
FOTO GALERİ
ÜYE GİRİŞİ
İÇERİK ORTAKLIĞI
E-DEVLET
TC Kimlik numarası
Vergi kimlik numarası
Ne zaman emekli olabilirim
Ceza puanı sorgulama
Fatura sorgulama
Pasaport işlemleri sorgulama
İETT otobüs hareket saatleri
Şans oyunları sonuçları
Telefon rehberi
Sigortalı hizmet dökümü
Doğu'da yalatılan!
BüyütKüçült
Yazdır E-posta

Geçen hafta, Türkiye’ye Avrupa Birliği’nden (AB) iki “müfettiş” geldi: AB Komisyonu Başkanı Manuel Bey (Jose Manuel Barroso) ve Genişlemeden Sorumlu Yüksek Komiser Olli Bey (Olli Rehn)!..
Sıfatlara bakar mısınız? “Komisyon Başkanı” ve “Yüksek Komiser!..” Biz bu sıfatları, 1919’daki işgalcilerden hatırlıyoruz. 1919’da Türkiye’deki işgal temsilcilerinin sıfatları da “Yüksek Komiser” idi!.. (Ayrıntılı bilgi için bakınız: “İşgal ve Direniş” kitabı.)

YALATMA POLİTİKASI!..
Bugünkü AKP Hükümeti’nin Başbakan Yardımcısı Sayın Cemil Çiçek, Barzani için “Dünün postal yalayıcıları” ifadesini kullanmıştı. Aslında bu ifade hem Barzani, hem de Talabani için pek çok yetkilinin kullandığı sıfat idi. Genel olarak, “Barzani ve Talabani, dün Türk Ordusu’nun bir onbaşısı ya da çavuşunun kapısında saatlerce beklerdi” sözleriyle ifade ediliyordu.
Doğu’da bunlar yaşanırken, Batı ilişkilerinde durum tam tersi oldu.
AB Komisyon Başkanı ve onun yanında gıkı çıkmayan Yüksek Komiser’e Ankara’da “devlet başkanı” muamelesi yapıldı! Cumhurbaşkanı ve Başbakan onlarla eşit düzeydeymiş gibi muhatap oldu; bu arkadaşlara TBMM’nde milletimizin vekillerine hitap etme fırsatı verildi.. Havaalanından başlayarak Başbakanlık önü dahil ayaklarının altına da kırmızı halılar serildi.
“Komisyon Başkanı” na gösterilen abartılı tavrın arkasında, hakkında kapatılma davası süren iktidar partisi AKP’ye AB’den büyük destek varmış propagandası vardı!..
Oysa, AB’nde bir “Parlamento” var, yasalar oradan çıkıyor.. Bir “AB Bakanlar Konseyi” var, ana karar alma makamı olarak çalışıyor. Onların altında ise “Avrupa Komisyonu” yer alıyor. O da, bürokratlardan oluşuyor!..
Yani komisyon başkanı devlet başkanı filan değil!..
Sonuç olarak, dün Doğu’daki politika “postal yalatma!” düzeyinde ifade ediliyordu.
Oysa bugün Batı’da, aynı politikanın destekçisi ve sahiplerinin postallarına kırmızı halı seriliyor!..

AYIPLI ÇOĞUNLUK VE
AYDINLAR!..
Geçen haftaki yazımda, yaklaşık 2500 yıllık tartışmadan bilimsel örnekler vererek, “Acaba ’oy verme kartı-ehliyeti’verilse nasıl olur?” diye sormuştum. Bunun toplum tarafından kararlaştırabilecek bir durum olduğunu, bugün “demokrasicilik oyunu” oynatıldığını, oysa pek çok örnekte “herkesin oyunun eşit olmadığının” görüldüğünü söylemiştim.
Bu sözleri söyleyenlerin durumunu da, “Eskiden kötü haber getiren elçilerin başının vurulmasına” benzetmiş, “Öneri sahibini ” taşlamayın “ demiştim.  Günümüzde de aynısı oldu. Hem de sözde aydınlar tarafından.
Okumakla aydın olunmadığının örneğini şimdi vereceğim.
Yanıt 1: Bugün Gazetesi Yazarı, Başbakan Erdoğan’ın eski danışmanı Mehmet Metiner, kimliği belirsiz bir kişinin (internetteki adı Sibel Sayın) ardına gizlenerek, güya onun görüşlerini yayınlamış. Metiner de ” Oy kullanma sertifikası “ tartışmasını faşistlikle bağdaştırıyor. Oysa, bu tartışmanın özünde, uygulamadaki faşist oy baskısının kaldırılması yatıyor. Bu kabul edilirse, ” Profesör oy verecek, çoban vermeyecek “ değil!.. Belki de tam tersi olacak.
Ayrıca, ben ” elçiyim. “ Niçin fikrin sahibi Eflatun ya da Prof. Dr. Ali Demirsoy’la beni karıştırıyorsun ki?..
Yanıt 2: Eski Yargıtay Başkanlarından Prof. Dr. Sami Selçuk’un 1982 Anayasası referandumunda ” evet “ diyen 30 milyonu aşkın seçmen için söylediği ” Ayıplı çoğunluk “ sözünü bulup çıkarmıştım... Ben izlemedim ama, Sami Selçuk yandaş basınında güya bana ” Okkalı yanıt “ vermiş, ” Ben böyle bir söz söylemedim “ demiş!.. İnternette de bunun haberleri var.
1999-2002 yılları arasında Yargıtay Başkanlığı yapan ve o tarihte Doçent olan Sami Selçuk, halkın çoğunluğunu küçümseyen bu ” ayıplı çoğunluk “ sözünü bal gibi söyledi. Süslü konuşmayı çok seven herkes gibi belki de hata yaptığını sonradan anladı. (Ben bu konuşmayı ” Yakın Zamanlar Tarihi “ kitabıma da koydum ki, yakın tarih unutulmasın. Ne iyi yaptığımı bir kez daha anlıyorum.)
Sami Selçuk, Yargıtay Başkanı olarak 1999 Adli Yılının açılış konuşmasında aynen şunları söylemişti:
” Türkiye’de yüzde 93 çoğunluk - 1982 Anayasasına evet diyenleri kastediyor- halkın onuruna saldırıyla elde edilen ayıplı çoğunluktur!.
Bugün AKP’nin “Yüzde 46” oyunu kutsallaştırma yarışına girenler, dün halkın “Yüzde 93’üne” ayıplı çoğunluk demenin açmazı ve utancı içindeler.
Sami Beyin dün söylediği “Ayıplı çoğunluk” sözünü bugün inkâr etmesi “ayıp” olmuyor mu?..


 

Yorumlar add comment

Değerli Ziyaretçilerimiz,
Küfür, hakaret içeren yorumlar kesinlikle onaylanmayacaktır.


Yorum Yazın
 
< Önceki    ||    Sonraki >
 
 
1 maçta 19 kırmızı kart
İspanya\'da oynanan yerel bir maçta 19 futbolcu kırmızı kart gördü...
Hamile olduğunu doğurunca anladı
Fare insanlar
Bu Atın kuyruğu şaşırtıyor!
Hayat kadınlarına noel hediyesi
Canlı yılan yiyerek besleniyor