Türkiye’de gençlerin haber alma ve içerik tüketme alışkanlıklarında dijital mecraların ağırlığı artıyor. Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun araştırmasına göre 15-21 yaş grubundaki gençlerin yüzde 82,4’ü sosyal medyayı haber kaynağı olarak kullanıyor.
Gençlerin haber almak için kullandığı mecralarda sosyal medyayı yüzde 75,6 ile internet haber siteleri, yüzde 53,7 ile televizyon takip ediyor. Araştırmadaki oranlar, gençlerin yalnızca tek bir haber kaynağını değil, birden fazla mecrayı birlikte kullanabildiğini gösteriyor.
Araştırma 7 bin 511 gençle gerçekleştirildi
“Türkiye’de Gençlerin Medya Kullanımı ve Dijital Okuryazarlık Araştırması 2025”, Türkiye İstatistik Kurumunun güncel nüfus verileri doğrultusunda belirlendi.
Araştırma, İBBS-2 düzeyindeki 26 ilde yaşayan 15-21 yaş aralığındaki 7 bin 511 gençle bilgisayar destekli telefon anketi yöntemiyle gerçekleştirildi. Çalışmada televizyon, radyo, internet, sosyal medya ve isteğe bağlı yayın platformlarının kullanımı ile dijital okuryazarlık düzeyleri incelendi.
Gençlerin yüzde 89,2’si sosyal medya kullanıyor
Araştırmaya göre gençlerin yüzde 89,2’si son bir ay içinde sosyal medya kullandı. Sosyal medyayı günlük kullananların oranı yüzde 70,8 olarak ölçüldü.
Gençlerin sosyal medyada geçirdiği günlük ortalama süre ise 3 saat 24 dakika oldu. Bu süre kadınlarda 3 saat 34 dakika, erkeklerde 3 saat 15 dakika olarak hesaplandı.
Gençlerin yüzde 89,2’sinin en az bir sosyal medya hesabı bulunurken yüzde 10,8’i herhangi bir sosyal medya hesabına sahip olmadığını belirtti. Sosyal medya hesabı bulunan gençlerin yüzde 25’i profilini herkese açık, yüzde 75’i ise sınırlı görünürlükle kullanıyor.
Sosyal medya en çok gündemi takip etmek için kullanılıyor
Gençlerin sosyal medya kullanım amaçlarında ilk sırayı yüzde 86,6 ile gündemi takip etmek aldı.
Katılımcıların yüzde 52,1’i markaları takip etmek, yüzde 46,7’si ise çevrim içi alışveriş yapmak için sosyal medyadan yararlandığını bildirdi. Bu veriler, sosyal medyanın gençler açısından yalnızca iletişim ve eğlence alanı olmadığını; haber, tüketim ve gündem takibinin de merkezlerinden biri hâline geldiğini ortaya koydu.
Televizyon izleme süresi 40 dakikaya geriledi
Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri de televizyon izleme süresindeki düşüş oldu.
Gençlerin günlük ortalama televizyon izleme süresi 2018’de 2 saat 51 dakika, 2020’de 2 saat 5 dakika, 2022’de 1 saat 40 dakika olarak ölçülmüştü. Bu süre 2025’te 40 dakikaya kadar geriledi.
Katılımcıların yüzde 77,4’ü son bir ay içerisinde televizyon izlediğini söylerken televizyonu her gün izleyenlerin oranı yüzde 10,1’de kaldı.
Kadınların televizyon izleme oranı yüzde 80,4, erkeklerin izleme oranı ise yüzde 74,5 olarak belirlendi. Araştırmadaki sonuçlar, televizyonun gençlere ulaşmaya devam ettiğini ancak günlük medya tüketimindeki ağırlığının azaldığını gösteriyor.
Her 10 gençten yaklaşık 6’sı dijital platform izliyor
Netflix, Disney+, BluTV ve benzeri isteğe bağlı yayın hizmetlerini son bir ay içinde kullanan gençlerin oranı yüzde 65 olarak kaydedildi.
Gençlerin dijital yayın platformlarında geçirdiği günlük ortalama süre 58 dakika oldu. Bu platformların kullanım oranı 2022’de yüzde 40 seviyesindeyken 2025’te yüzde 65’e yükseldi.
Araştırma sonuçları, genç izleyicilerin geleneksel televizyon yayınlarından tamamen vazgeçmediğini ancak içerikleri yayın saatine bağlı kalmadan izleyebildikleri dijital hizmetlere daha fazla yöneldiğini gösteriyor.
Günlük internet kullanımı 5 saate yaklaştı
Gençlerin yüzde 94,4’ü son bir ay içinde internet kullandığını bildirdi. İnterneti her gün kullananların oranı yüzde 78,1 olarak ölçüldü.
Günlük ortalama internet kullanım süresi kadınlarda 4 saat 37 dakika, erkeklerde 4 saat 50 dakika oldu. 19-21 yaş grubunda bu süre 5 saat 10 dakikaya ulaştı.
Yapay zekâ destekli uygulamaları son bir ay içinde kullandığını belirten gençlerin oranı ise yüzde 74,9 olarak kaydedildi. Bu sonuç, üretken yapay zekâ araçlarının gençlerin günlük dijital alışkanlıklarına hızla girdiğini gösterdi.
Dijital okuryazarlık yükseldi ancak riskler devam ediyor
Araştırmada gençlerin yüzde 57,2’sinin dijital okuryazarlık düzeyi yüksek, yüzde 28,9’unun orta ve yüzde 13,9’unun düşük seviyede olduğu belirlendi.
2022 yılında yüksek dijital okuryazarlık düzeyine sahip gençlerin oranı yüzde 29,4’tü. Bu oran 2025’te yüzde 57,2’ye yükseldi. Düşük seviyedeki gençlerin oranı ise aynı dönemde yüzde 35,6’dan yüzde 13,9’a geriledi.
Buna karşın gençlerin yalnızca yüzde 42’si Word, Excel ve PowerPoint gibi temel programları etkin biçimde kullanabildiğini belirtti. Dijital ayak izi farkındalığı yüksek olanların oranı yüzde 55,3, düşük olanların oranı yüzde 44,7 olarak hesaplandı.
Bu tablo, sosyal medya ve mobil uygulama kullanımının yüksek olmasının tek başına kapsamlı dijital okuryazarlık anlamına gelmediğini ortaya koyuyor.
Gençler sosyal medyanın en büyük riskini açıkladı
Gençlerin yüzde 30,1’i sosyal medyanın en olumsuz yönünü “gerçek hayattan uzaklaştırması” olarak değerlendirdi.
Bu yanıtı yüzde 18,5 ile siber zorbalık ve şiddet, yüzde 13,6 ile dezenformasyon ve yalan haberler, yüzde 12,8 ile zengin ve gösterişli hayatlara özendirme izledi. Katılımcıların yüzde 9,7’si ise sosyal medyanın estetik ve vücut algısı üzerindeki etkisini olumsuzluklar arasında gösterdi.
Gençlerin yüzde 88,1’i sosyal medya kullanımında yaş sınırı bulunması gerektiğini ifade etti. Araştırmada öne çıkan görüş, sosyal medya kullanım yaşının en az 16 olması yönünde oldu.
Haber siteleri için yeni dönem ne söylüyor?
Araştırmanın sonuçları, gençlere ulaşmak isteyen haber kuruluşlarının yalnızca internet sitesinde içerik yayımlamasının yeterli olmadığını gösteriyor.
Gençlerin habere sosyal medya üzerinden ulaşması; haber başlığının açık olması, kaynağın görünür biçimde belirtilmesi, kısa video ve mobil ekranlara uygun içerik hazırlanması ile yanlış bilgiye karşı doğrulama mekanizmalarının güçlendirilmesini daha önemli hâle getiriyor.
Bununla birlikte sosyal medyada görülen bir içeriğin haber kaynağından bağımsız biçimde yayılabilmesi, genç kullanıcıların bilgi ile yorum, doğrulanmış haber ile iddia arasındaki farkı ayırt etmesini zorlaştırabiliyor. RTÜK de bulguların doğru bilgiye erişim, medya okuryazarlığı ve dezenformasyonla mücadele çalışmalarının önemini artırdığını belirtiyor.