Yapılan yeni bir araştırma, uzayda bulunan uyduların kontrolünü kaybetmesi durumunda, ilk büyük çarpışmanın yaşanmasının sadece 3 gün içinde gerçekleşebileceğini ortaya koydu. Gökbilimciler, Dünya'nın yörüngesinin giderek daha tehlikeli bir hale geldiğini göstermek için "CRASH Clock" (Çarpışma Saati) adında yeni bir metrik geliştirdi. Bu bulgular, uzayda meydana gelebilecek potansiyel riskleri somut bir şekilde ortaya koyuyor.
CRASH Clock Nedir?
CRASH Clock, nükleer savaş riskini ölçen "Kıyamet Saati" (Doomsday Clock) ile benzer bir işlev üstleniyor. Araştırmanın yazarlarından Aaron Boley, bu saatin, uzaydaki çarpışma riskinin artışını ve hata yapma lüksünün ne kadar azaldığını gösteren önemli bir çevresel gösterge olduğunu belirtiyor. Uyduların teknik arızalar, siber saldırılar veya yoğun güneş fırtınaları gibi durumlarla karşılaşması halinde, operatörlerin müdahale için yalnızca birkaç günü kaldığı anlamına geliyor.
Tehditler ve Riskler
Araştırmanın baş yazarı Sarah Thiele, bu tür bir çarpışma senaryosunun en yüksek olasılıkla gerçekleşeceği durumun şiddetli güneş fırtınaları olduğunu vurguladı. Güneşten gelen yoğun radyasyon, uydu sistemlerini geçici olarak etkisiz hale getirebilir. Bu durum, uyduların konumlarının tahmin edilememesine yol açarak, "körlemesine" çarpışmaların kaçınılmaz hale gelmesine neden olabilir.
Kessler Sendromu Riski
Bilim insanlarını en çok korkutan senaryolardan biri ise Kessler Sendromu'dur. Bu teori, uzaydaki bir çarpışmanın büyük miktarda enkaza yol açacağını ve bu enkazların diğer uydulara çarparak zincirleme bir reaksiyon başlatabileceğini öne sürüyor. Bu süreç bir kez başladığında geri döndürülemez hale gelebilir ve alçak Dünya yörüngesi tamamen kullanılmaz duruma gelebilir. Bu durum, internet, GPS ve hava durumu tahmin sistemleri gibi kritik teknolojik altyapılarda ciddi aksamalara yol açabilir.
2025 yılında gerçekleşen 324 fırlatma ile uzayda yeni bir rekor kırıldığı göz önüne alındığında, yörüngedeki ticarileşme ve yoğunlaşmanın devam etmesi CRASH Clock'un süresini daha da kısaltacaktır. Uzmanlar, Kessler Sendromu'nun eşiğinin tam olarak nerede olduğunu bilmemekle birlikte, "şu an geri döndürülemez bir çarpışma silsilesinin erken aşamalarında olabileceğimiz" uyarısında bulunuyor.