24 Saat Haber
İstanbul
Parçalı bulutlu
4°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,7695 %0.08
51,6118 %-0.48
7.014,90 % 2,29
Ara
Medya24 Ekonomi ABD'nin Federal Borcu Kritik Eşiğe Yaklaşıyor: Ekonomik Alarm Zilleri Çalıyor

ABD'nin Federal Borcu Kritik Eşiğe Yaklaşıyor: Ekonomik Alarm Zilleri Çalıyor

ABD'nin federal borcu, mali istikrarı tehdit eden rekor seviyelere ulaşma riski taşıyor. Uzmanlar, acil önlemler alınmazsa sonuçları ağır olabilir.

Okunma Süresi: 4 dk

ABD Kongre Bütçe Ofisi’nin (CBO) son 10 yıllık projeksiyonları, federal borcun hızla rekor seviyelere doğru ilerlediğini ortaya koyuyor. Bütçe izleme kuruluşları, mevcut borçlanma hızının sürdürülemez olduğunu vurgulayarak, mali istikrar açısından ciddi bir uyarıda bulunuyor.

Bu durum, ABD’nin mali tarihinde kritik bir dönemeç olarak değerlendiriliyor. Committee for a Responsible Federal Budget (CRFB), CBO tarafından yayımlanan raporda, mevcut borçlanma eğiliminin “kesin bir kırılma noktasına” işaret ettiğini ifade etti. Federal borçlanma hızının son 50 yılın ortalamasının iki katına ulaşması, bu tablonun matematiksel olarak sürdürülebilir olmadığını gösteriyor.

Federal Borçta Hızla Artış Nedenleri Neler?

CRFB, acil yasal önlemler alınmadığı takdirde ABD’nin artan faiz maliyetleri ve iflasa sürüklenen fonlar ile II. Dünya Savaşı sonrası rekorları aşacak bir borç yüküyle karşı karşıya kalacağına dikkat çekiyor. Bu durum, Donald Trump’ın yeniden göreve dönüşünün ilk yılına ilişkin mali bir “karne” niteliği taşıyor. CBO, projeksiyonlarını Trump yönetiminin çeşitli ekonomik politikalarını göz önünde bulundurarak güncelledi.

CRFB, borcun rekor seviyelere yaklaştığını, faiz giderlerinin hızla arttığını ve bütçe açıklarının gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) yüzde 3’ü gibi sürdürülebilir kabul edilen eşiğin çok üzerinde kalmaya devam ettiğini belirtti. Yasa yapıcılar, bu durumu düzeltmek için ciddi bir açık azaltma programı üzerinde uzlaşmaya çağrılıyor.

2036 Yılına Kadar Borçta Beklenen Artışlar

CBO projeksiyonlarına göre, kamuya ait federal borcun 2036 yılında GSYH’nin yüzde 120’sine ulaşması bekleniyor. Borcun nominal büyüklüğünün yaklaşık 31 trilyon dolardan 56 trilyon dolara çıkacağı öngörülüyor. CRFB, bu hızın barış dönemlerinde benzeri görülmediğine dikkat çekiyor. Halihazırda kamu borcu GSYH’nin yaklaşık yüzde 100’ü seviyesinde bulunuyor ve bu oran, 50 yıllık tarihsel ortalamanın iki katına denk geliyor.

Mevcut eğilim devam ederse, ABD borcunun 2030 mali yılında, II. Dünya Savaşı sonrası görülen yüzde 106’lık rekoru aşacağı tahmin ediliyor. Borç artışının temel nedeni, kamu harcamaları ile gelirler arasındaki yapısal uyumsuzluk olarak tanımlanıyor. CBO’ya göre federal harcamalar 2025’te GSYH’nin yüzde 23,1’inden, 2036’da yüzde 24,4’üne çıkacakken, gelirler aynı dönemde yalnızca yüzde 17,2’den yüzde 17,8’e yükselecek.

Yüksek Borç ve Yüksek Faiz Oranlarının Etkileri

Bu fark, önümüzdeki on yılda toplam 24,4 trilyon dolarlık bütçe açığı anlamına geliyor. Yıllık açıkların 2036’da 3 trilyon doları aşması ve ortalama açıkların GSYH’nin yüzde 6,1’i seviyesinde kalması bekleniyor. CRFB, senaryonun daha da kötüleşebileceği uyarısında bulunarak, eğer ABD Yüksek Mahkemesi, Trump’ın gümrük tarifelerinin önemli bir bölümünü iptal ederse ve OBBBA’daki geçici düzenlemeler kalıcı hale getirilirse, borcun 2036’da GSYH’nin yüzde 131’ine fırlayabileceğini hesaplıyor.

Bu durumda bütçe açığı 3,8 trilyon dolara çıkacak ve tam ölçekli bir mali kriz riski ciddi biçimde artacaktır. Raporun en çarpıcı uyarılarından biri, yüksek borç ile yüksek faiz oranlarının birleşmesiyle oluşan “borç spirali” riskidir. CRFB’ye göre on yılın ilerleyen dönemlerinde federal borcun ortalama faiz oranı, nominal ekonomik büyüme hızını aşacak.

Ekonomide “R > G” olarak bilinen bu durum, borcun kendi kendini besleyen bir yapıya dönüşmesine yol açmaktadır. Faiz giderlerinin 2025’te 970 milyar dolardan, 2036’da 2,1 trilyon dolara çıkması bekleniyor. Bu kalem, GSYH’nin yüzde 4,6’sına ulaşarak federal gelirlerin neredeyse beşte birini tüketecektir.

Borç görünümünün ötesinde, milyonlarca Amerikalının dayandığı güven fonları da tehlike altındadır. Highway Trust Fund’un 2028’de, Social Security emeklilik fonunun ise 2032’de rezervlerini tüketeceği öngörülmektedir. Yasalara göre fonlar tükendiğinde harcamalar, yalnızca gelen gelirle sınırlanacaktır. Bu durum, otoyol harcamalarında yüzde 40, Sosyal Güvenlik emeklilik ve dul-yetim ödemelerinde ise yüzde 28’lik ani kesinti anlamına gelmektedir.

Bugün 60 yaşında olan tipik bir çift için bu, yılda 18.400 dolarlık gelir kaybı demektir. CRFB, mali bozulmanın kısmen son dönemdeki agresif politika tercihlerinden kaynaklandığını belirtmektedir. CBO hesaplamalarına göre OBBBA, faiz ve ekonomik etkiler dahil edildiğinde 2035’e kadar borca 4,7 trilyon dolar ekleyecektir. Tarifelerin açığı 3 trilyon dolar azaltması beklenirken, net etki borçlanma projeksiyonlarını 1,4 trilyon dolar yukarı çekmiş durumdadır.

Bu politikaların kısa vadede ekonomiye geçici bir “şeker yüksekliği” sağladığı, ancak uzun vadede faiz oranlarını yukarı ittiği vurgulanmaktadır. CRFB, yasa yapıcılara açık bir çağrıda bulunarak, borç artışını körükleyen politikalardan vazgeçilmeli ve mali istikrar öncelik haline getirilmelidir. Kuruluşa göre harcama ve gelir tarafındaki ayarlamalar, ya normal yasama süreciyle ya da iki partili bir mali komisyon aracılığıyla yapılabilir.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *