Türkiye’nin farklı şehirlerinde yıllardır faili meçhul olarak kalan altı cinayet dosyasında yeni gelişmeler yaşandı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının koordinasyonunda yeniden ele alınan dosyalarda yürütülen çalışmalar sonucunda Ali Sarıoğlu, Esra Aşık, Gültekin Yıldırım, Mehmet Ali Türkmen, Selbi Uyğur ve Yusuf Sayaner’in hayatını kaybettiği olaylara ilişkin yeni delillere ulaşıldığını açıkladı.
Bakan Gürlek’in paylaştığı bilgilere göre soruşturmalarda güncel kriminal inceleme yöntemleri, DNA karşılaştırmaları, HTS ve baz istasyonu analizleri, yeniden alınan tanık ifadeleri ve geçmiş yıllarda elde edilen deliller birlikte değerlendirildi. Beş dosya kapsamında toplam dokuz şüpheli tutuklanırken bir dosyada bulunan insan kemiklerinin kimliği DNA incelemesiyle tespit edilerek adli işlemler başlatıldı.
Balıkesir’de 21 yıllık dosya yeniden açıldı
Balıkesir’de 21 yıl önce kundaklanan bir evde hayatını kaybeden çocuk Esra Aşık’ın dosyası yeniden ele alındı.
Bakan Gürlek’in açıklamasına göre daha önce hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilen bir şüpheli yönünden soruşturma yeniden açıldı. Gerçekleştirilen operasyonun ardından şüpheli tutuklandı.
Dosyada tutuklanan kişi hakkında henüz kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmuyor. Soruşturma, ilgili cumhuriyet başsavcılığının yetki ve sorumluluğunda devam ediyor.
Denizli’de tanık beyanları ve HTS kayıtları birlikte incelendi
Denizli’de 20 yıl önce iş yerinde bıçaklanarak öldürülen Mehmet Ali Türkmen’in dosyasında tanıkların ifadeleri yeniden alındı.
Birbiriyle örtüştüğü belirtilen tanık beyanları, geçmişe dönük HTS kayıtlarıyla birlikte değerlendirildi. Cinayeti işledikleri değerlendirilen iki şüpheli yakalanarak tutuklandı.
HTS kayıtları, belirli bir telefon hattının hangi baz istasyonlarından hizmet aldığını gösteriyor. Bu veriler tek başına suçun kanıtı olarak kabul edilmese de tanık anlatımları ve diğer maddi delillerle birlikte soruşturmalarda kullanılabiliyor.
Hatay’da bulunan kemiklerin kimliği DNA ile belirlendi
Hatay’da 14 yıl önce kaybolan Selbi Uyğur’un dosyasında alınan ifadeler ve itiraflar üzerine yer gösterme işlemi yapıldı.
Belirlenen bölgede gerçekleştirilen kazılarda insan kemikleri bulundu. Adli Tıp Kurumundaki DNA incelemesinin ardından kemiklerin Selbi Uyğur’a ait olduğu tespit edildi ve olayla ilgili adli işlemler başlatıldı.
Bakanlığın açıklamasında bu dosyaya ilişkin gözaltı veya tutuklama sayısı paylaşılmadı. Şüphelilerin kimliği ve olayın nasıl gerçekleştiğine ilişkin ayrıntılar kamuoyuna açıklanmadı.
Bayrampaşa’daki dosyada biyolojik bulgu şüpheliyle eşleşti
İstanbul’un Bayrampaşa ilçesinde 12 yıl önce öldürülen Gültekin Yıldırım’ın dosyasında, olay yerinden elde edilen biyolojik bulgular yeniden incelendi.
Yıllar sonra yapılan karşılaştırmada biyolojik bulguların bir şüphelinin DNA profiliyle uyumlu olduğu belirlendi. Bu tespitin HTS kayıtlarıyla da desteklendiği ve yakalanan şüphelinin tutuklandığı açıklandı.
DNA uyumu soruşturmadaki önemli delillerden biri olsa da şüphelinin ceza sorumluluğuna ilişkin nihai karar yargılama sonunda mahkeme tarafından verilecek.
Fatih’teki dosyada şüphelinin ikrarda bulunduğu açıklandı
İstanbul’un Fatih ilçesinde 10 yıl önce öldürülen Yusuf Sayaner’in dosyası da yeniden soruşturuldu.
Bakan Gürlek, şüphelinin yeniden yürütülen soruşturma sırasında suçu işlediğini kabul eden bir beyanda bulunduğunu ve “kasten öldürme” suçundan tutuklandığını açıkladı.
Ceza soruşturmalarında ikrar önemli bir beyan olmakla birlikte tek başına kesinleşmiş hüküm anlamına gelmiyor. Beyanın maddi deliller, olay yeri bulguları ve diğer soruşturma verileriyle birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
Samsun’daki eski ihbarın kaynağı yıllar sonra belirlendi
Samsun’da 19 yıl önce öldürülen Ali Sarıoğlu’nun dosyasında, olayın ardından yapılan bir ihbar yeniden incelendi.
Soruşturmayı yanlış yönlendirmek amacıyla yapıldığı değerlendirilen ihbarın kaynağının yıllar sonra tespit edildiği açıklandı. Yeni tanık beyanları ve teknik analizler doğrultusunda belirlenen dört şüpheli yakalanarak tutuklandı.
Dosyanın Çarşamba Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında ele alındığı, Bakan Gürlek’in soruşturmaya katkı sağlayan başsavcılık ve güvenlik birimlerine teşekkür ettiği belirtildi.
Dosyaların çözülmesinde hangi yöntemler kullanıldı?
Altı dosyanın yeniden incelenmesinde farklı soruşturma yöntemleri öne çıktı:
- Olay yerlerinden elde edilen biyolojik örneklerin güncel teknolojiyle yeniden karşılaştırılması
- DNA profillerinin şüphelilere ait örneklerle eşleştirilmesi
- Geçmiş yıllara ait HTS ve baz istasyonu kayıtlarının incelenmesi
- Tanıkların yeniden dinlenmesi ve ifadeler arasındaki bağlantıların araştırılması
- Eski ihbarların kaynaklarının teknik yöntemlerle belirlenmesi
- İtiraf ve yer gösterme beyanları doğrultusunda kazı yapılması
Bakanlık daha önce yaptığı açıklamada Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının savcılıkların yerine geçerek soruşturma yürütmediğini, dosyalarda eksik kalan delil ve incelemeleri belirleyerek ilgili savcılıklara teknik destek sağladığını bildirmişti. Bakan Gürlek, mayıs ayında dairenin incelemesi için 638 dosyanın temin edildiğini açıklamıştı.
Soruşturmaları beş başsavcılık yürütüyor
Dosyalar; İstanbul, Çarşamba, Balıkesir, Denizli ve Hatay cumhuriyet başsavcılıklarının sorumluluğunda yürütülüyor.
Çalışmalara Emniyet ve Jandarma teşkilatlarının yanı sıra Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Adli Tıp Kurumu, kriminal polis laboratuvarları ve bilirkişilerin teknik destek verdiği açıklandı.
Bakan Gürlek: Hiçbir delil göz ardı edilmeyecek
Bakan Gürlek, aradan geçen sürenin dosyaların takip edilmesine engel olmayacağını belirterek devletin bütün imkânlarının kullanılacağını söyledi.
Gürlek, mağdur ailelerin cevap bekleyen sorularının karşılıksız bırakılmayacağını; hiçbir cinayetin unutulmayacağını, hiçbir delilin göz ardı edilmeyeceğini ve şüphelilerin geçen zamana güvenerek adaletten kaçamayacağını ifade etti.
Altı dosyada tutuklanan şüpheliler hakkındaki soruşturma ve olası yargılama süreçleri devam edecek. Tutuklama, bir koruma tedbiri niteliğinde olduğundan şüphelilerin suçlu oldukları ancak kesinleşmiş mahkeme kararıyla söylenebilir.