Büyük Birlik Partisinin kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile beraberindeki beş kişinin 25 Mart 2009’da hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin yürütülen soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı.
Soruşturma kapsamında tutuklanan emekli albay Ali Armağan ile eşi Şerife Armağan’ın emniyette verdikleri ifadelerin ayrıntılarına ulaşıldı. Şüphelilerin ifadeleri soruşturma dosyasındaki iddialar ve kendilerine yöneltilen sorulara verdikleri savunmalardan oluşuyor; haklarında kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmuyor.
Olay günü gerçekleştirilen F-4 uçuşları soruldu
Adli kaynaklardan aktarılan bilgilere göre Ali Armağan’a, helikopterin kaza kırıma uğradığı 25 Mart 2009 günü Malatya Erhaç Havalimanı’ndan kalkan F-4 savaş uçaklarıyla ilgili sorular yöneltildi.
Soruşturma makamları, “D721” çağrı adlı ve “HH721” iz numaralı uçuşun saat 14.26 ile 15.41 arasında Ali Armağan ve Ahmet Turhan tarafından gerçekleştirildiğine ilişkin kayıtları Armağan’a gösterdi.
Saat 10.30 ile 12.12 arasındaki “D720” çağrı adlı uçuşta ise Ali Armağan ile Nihat Biçer’in yer aldığına dair kayıtlar üzerinden soru soruldu.
Armağan, Kahramanmaraş üzerinde uçmadığını savundu
Ali Armağan, ifadesinde F-16 pilotlarıyla Kahramanmaraş semalarında uçmadığını ileri sürdü.
Helikopterin düştüğü saatlerde Sivas üzerinde önleme görevinde bulunduğunu savunan Armağan, Genelkurmay Başkanlığından gönderilen uçuş bilgilerinin gerçeği yansıtmadığını iddia etti.
Armağan, F-16 pilotları Sedat Kılıçaslan ve Tezcan Kaymaz ile “TAKSAN uçuşu” yapıp yapmadığı yönündeki soruya da gerçekleştirdiği uçuşun geri hizmet uçuşu olduğunu ve TAKSAN görevinde bulunmadığını söyleyerek yanıt verdi. Bu açıklamalar şüphelinin savunması niteliğinde bulunuyor.
F-4 uçağının radarda görünmediği süre gündeme geldi
Soruşturma kapsamında Ali Armağan’a, olay günü uçuş yapan F-4 savaş uçağının yaklaşık dört dakika boyunca radar kayıtlarında görünmemesi de soruldu.
Armağan, uçağın radarda görülmemesinin alçak irtifada uçmasından ve bölgenin dağlık yapısından kaynaklanabileceğini savundu. Radar sistemlerinin arazi koşullarına göre düşük irtifadaki uçakları her zaman görüntüleyemeyebileceğini ileri sürdü.
F-4 uçağının belirli bir süre radarda görülmemiş olması ile helikopterin düşmesi arasında kesinleşmiş bir nedensellik bağı henüz bulunmuyor. Bu konu soruşturma makamlarınca incelenen başlıklardan biri olarak dosyada yer alıyor.
Adil Öksüz ile irtibat kayıtları soruldu
Ali Armağan’a, FETÖ’nün firari isimlerinden Adil Öksüz’ün kullandığı telefon hattıyla bağlantılı olduğu değerlendirilen bir operasyonel hat hakkında da sorular yöneltildi.
Soruşturma kayıtlarına göre sonu “05 50” ile biten hatla, Adil Öksüz’ün kullandığı hat arasında 21 Şubat 2012 ile 10 Şubat 2014 tarihleri arasında 152 irtibat kaydı bulunduğu ileri sürüldü.
Armağan ise söz konusu hattın kendisine ait olmadığını, hattı kimin kullandığını bilmediğini ve hatırlamadığını söyledi.
“Adil Öksüz ve Kemal Batmaz’ı tanıyor musunuz?” sorusu
Emekli albaya, Adil Öksüz ve 15 Temmuz darbe girişimi davalarında yargılanan Kemal Batmaz’ı tanıyıp tanımadığı da soruldu.
Armağan, Kemal Batmaz’ı yalnızca daha önce yargılandığı dosyadaki iddialardan ve 15 Temmuz sonrasındaki basın haberlerinden bildiğini belirtti. Adil Öksüz ve Kemal Batmaz ile herhangi bir irtibatının bulunmadığını savundu.
Telefonlara ilişkin baz kayıtlarının kendi telefonu ile eşinin kullandığı telefonun aynı noktadan sinyal vermesinden kaynaklandığını öne sürdü.
Şerife Armağan’a parmak izi kaydı soruldu
Şüpheli Şerife Armağan’a ise Adil Öksüz’ün Sakarya’daki evinde ele geçirilen ve Fetullah Gülen tarafından imzalandığı belirtilen bir kitapta parmak izinin bulunmasına ilişkin soru yöneltildi.
Şerife Armağan, Adil Öksüz’ü ve ne iş yaptığını bilmediğini, kendisiyle herhangi bir irtibatının bulunmadığını savundu. Parmak izinin kitapta nasıl bulunduğuna ilişkin ifadede başka bir açıklama yer almadı.
Evde bulunan not ve telefon numaraları da soruldu
Ali Armağan’ın ikametinde gerçekleştirilen aramada bulunduğu belirtilen bazı notlar, kişi isimleri, telefon numaraları ve IBAN bilgileri de ifade sırasında gündeme geldi.
Armağan, söz konusu notların kendisine ait olmadığını ve notlarda yer alan isimlerle numaraları bilmediğini ileri sürdü.
“2004 yılı Hava Harp Akademisi giriş sınavını kazanan subaylar” başlıklı belgenin ise eşine ait olduğunu söyledi.
Soruşturmada 19 şüpheli tutuklandı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında 29 şüpheli hakkında işlem başlatılmıştı.
Adalet Bakanlığınca 13 Temmuz’da yapılan ilk açıklamada, Ankara merkezli 10 ilde bulunan 30 adrese eş zamanlı operasyon düzenlendiği, 25 şüphelinin yakalandığı, iki şüphelinin cezaevinde ve iki şüphelinin yurt dışında bulunduğu bildirilmişti.
Adli işlemler sonrasında sulh ceza hâkimliği, sevk edilen 27 şüpheliden 19’unun tutuklanmasına, sekizinin ise adli kontrol hükümleri uygulanarak serbest bırakılmasına karar verdi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmanın çok yönlü biçimde sürdürüldüğünü açıkladı.
Dosya Haziran 2026’da Ankara’ya gönderildi
Helikopter kazasına ilişkin soruşturma uzun yıllar Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütüldü.
Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığının yer yönünden yetkisizlik kararı vermesinin ardından dosya 12 Haziran 2026’da Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi. Dosyadaki adli emanetlerin de Ankara’ya sevk edilmesi kararlaştırıldı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca geçmişte yürütülen soruşturmalar, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı mütalaası, uçuş ve radar kayıtları, kaza kırım ekiplerinde görev alan kişiler ve olay yerindeki cihazlara ilişkin işlemler yeniden incelemeye alındı.
Soruşturmanın temel iddiası ne?
Başsavcılık, olay günü bölgede uçuş gerçekleştiren askeri jetlerin pilotları, kaza kırım ekiplerinde görevli personel, helikopterdeki bazı cihazları söktüğü değerlendirilen kişiler ve koordinat çalışmasında görev alan personelin eylemlerini araştırıyor.
Şüpheliler hakkında “silahlı terör örgütü kurmak, yönetmek veya üye olmak” ve “tasarlayarak kasten öldürme” suçlamaları yöneltiliyor. Bunlar soruşturma makamlarının isnatlarıdır; şüphelilerin suçlu olup olmadığı ancak yapılacak yargılama sonucunda kesinleşebilir.
Anadolu Ajansının 16 Temmuz tarihli haberinde, uçuş hareketleri, telefon irtibatları, örgütsel haberleşme kayıtları ve bir itirafçı beyanının soruşturma dosyasında değerlendirildiği aktarıldı. Bu unsurların delil niteliği ve olayla bağlantısı yargı makamlarınca değerlendirilecek.
BBP’den resmî açıklamalara itibar edilmesi çağrısı
Büyük Birlik Partisi Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Samet Bağcı, soruşturmanın gizliliği nedeniyle dosyanın içeriğine ilişkin ayrıntılı değerlendirme yapmalarının mümkün olmadığını belirtti.
Partinin hukuk birimlerinin süreci yakından takip ettiğini bildiren Bağcı, kamuoyuna yalnızca resmî açıklamalara itibar edilmesi çağrısında bulundu.
Helikopter kazasında altı kişi hayatını kaybetmişti
Muhsin Yazıcıoğlu’nu taşıyan TC-HEK tescil işaretli helikopter, 25 Mart 2009’da Kahramanmaraş’ın Göksun ilçesindeki Karayakup sırtlarında kaza kırıma uğramıştı.
Kazada Muhsin Yazıcıoğlu’nun yanı sıra BBP yöneticileri Erhan Üstündağ, Yüksel Yancı ve Murat Çetinkaya, gazeteci İsmail Güneş ile pilot Mustafa Kaya İstektepe hayatını kaybetmişti.
Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında yeni ifade, bilirkişi incelemesi, iddianame veya mahkeme kararı açıklanması hâlinde haber güncellenecek.