Dijital platformlar, günümüz siyasetinde belirleyici bir rol üstlenirken, sosyal medya ve anlık mesajlaşma uygulamaları, siyasi atmosferin şekillenmesinde önemli bir etkiye sahip olmaktadır. Bu platformlar, demokratik katılımı teşvik etme potansiyeli taşırken, aynı zamanda dezenformasyon ve bilgi çarpıtma riskleriyle de karşı karşıya kalmaktadır. Bu ince çizgi, uluslararası dengeleri sarsma potansiyeline sahiptir.
Facebook, Instagram, X (eski adıyla Twitter), TikTok, Telegram ve WhatsApp gibi sosyal medya mecraları, dünya genelinde milyarlarca kişi tarafından kullanılmakta ve bireylerin siyasi tutumları üzerinde belirleyici bir güç haline gelmektedir. Bu dijital ekosistem, demokratik süreçlere katılımı artırma gücüne sahip olmasına rağmen, sistematik bilgi çarpıtma ve asılsız haberlerin hızla yayılması gibi riskleri de beraberinde getirmektedir.
Dijital platformların algı yönetimindeki etkisi nedir?
Bilimsel araştırmalar, sosyal medya platformlarının algoritmik yapılarının kullanıcıların düşünce dünyasını ve dünya görüşünü manipüle edebilme kapasitesine sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle hızlı tüketilen kısa video içeriklerinde, bazı siyasi söylemlerin algoritmalar aracılığıyla daha fazla öne çıkarılması, toplumsal algının tek tipleşmesine ve siyasi kutuplaşmanın derinleşmesine zemin hazırlamaktadır. Bu durum, dijital platformların algı yönetimindeki rolünü daha da belirgin hale getirmektedir.
Uluslararası raporlar, Rus devletine yakın hesapların TikTok üzerinde daha aktif hale geldiğini ve bu hesapların Amerika Birleşik Devletleri’ndeki seçimler gibi önemli siyasi süreçlerde etkileşim alanı bulduğunu göstermektedir. Bu hesaplar, Kremlin yanlısı görüşleri hem İngilizce hem de İspanyolca içeriklerle genç kitlelere ulaştırmaya çalışmaktadır.
Çin merkezli sosyal medya uygulamalarının etkileri nelerdir?
Benzer şekilde, Çin merkezli sosyal medya uygulamalarının içeriklerinde propaganda ve yönlendirme riski tartışılmaktadır. Bazı kullanıcılar ve araştırmalar, Çin hükümetine yakın söylemlerin içerik önerileri üzerinden daha görünür hale getirildiğini iddia etmektedir. Bu durum, Batı’da Çin algısını etkileyebileceğine dair bulgular ortaya koymaktadır. Bu tartışmaların merkezinde, ABD ile Çin arasındaki TikTok krizi yer almaktadır.
Çin merkezli ByteDance şirketine ait TikTok’un ulusal güvenlik gerekçesiyle ABD’de yasaklanması veya satılması tartışmaları uzun süredir gündemde kalmaktadır. Geçmişte bu yönde adımlar atılmasına rağmen, uygulamanın kapanması veya satılması kararları farklı siyasi dönemlerde ertelenmiştir. 2025 başında TikTok’un kapatılmasının ardından yeniden erişime açılması, bu dijital platformun jeopolitik bir mücadele alanına dönüştüğünü göstermektedir.
Dijital manipülasyonun sonuçları nelerdir?
Uzmanlar, sosyal ağlardaki sahte hesapların, botların ve manipüle edilmiş içeriklerin siyasi tartışmaları hem ulusal hem uluslararası düzeyde bozabileceği konusunda uyarılarda bulunmaktadır. Bu dijital manipülasyon, demokratik süreçlere müdahaleye kadar varabilen geniş bir etki alanı oluşturmaktadır. Avrupa’da yapılan çalışmalar, Avrupa Birliği gibi kurumlara duyulan güveni azaltırken, seçim süreçlerinde protesto ve kutuplaşmanın artmasına yol açmaktadır.
Algoritmalar, kullanıcı davranışlarını analiz ederek belirli siyasi içerikleri öne çıkarabilmekte, bu da bazen yanlış veya manipülatif bilginin daha fazla görünmesine neden olabilmektedir. Bu durum, tarafsız bilgi edinme yerine echo chamber (yankı odası) etkileri oluşturma potansiyeli taşımaktadır. Dijital medya uygulamaları, bireylerin haber, görüş ve bilgiye erişimini çeşitlendirme imkanı sunsa da, sahte içerikler ve çarpıtılmış bilgi akışlarıyla birlikte gelmektedir.
Sonuç olarak, sosyal medya platformları, demokratik katılımı artırma potansiyeline sahip olmasına rağmen, ulusal politikaların ve uluslararası ilişkilerin manipülasyonuna açık alanlar haline gelmektedir. Yasal düzenlemeler, algoritma şeffaflığı, sahte hesapların tespiti ve yabancı etkilerin denetimi gibi önlemlerle bu tehditlerin azaltılması gerektiğine dair çağrılar artmaktadır. Ancak dijital medya, birçok ülke için hem fırsat hem de risklerle dolu iki uçlu bir danışman olmaya devam etmektedir.