İnsansı robot teknolojisinde yeni bir dönem başlıyor. Bugüne kadar fuarlarda yürüme, konuşma ve nesne taşıma becerileriyle tanıtılan robotlar, artık gerçek çalışma koşullarında görev yapabilmek için özel tesislerde eğitiliyor.
ABD’nin Teksas eyaletinde kurulan ve “robot okulu” olarak adlandırılan Robot Park, yüzlerce insansı robotun aynı anda üretim, lojistik ve perakende sektörlerine yönelik görevleri tekrarladığı bir eğitim merkezine dönüştü.
Tesiste eğitilen Apollo 2 adlı robotlar; kutu taşıma, paketleme, nesneleri sınıflandırma, raflara ürün yerleştirme, envanter tarama ve kapı açma gibi günlük iş süreçlerini 7 gün 24 saat boyunca uyguluyor.
Robot okulu nedir?
Robot okulu, klasik anlamda sınıfların ve ders programlarının bulunduğu bir eğitim kurumu değil.
Bu merkezlerde insansı robotların gerçek iş yerlerinde karşılaşacağı ortamlar yeniden oluşturuluyor. Fabrika bantları, depo rafları, taşıma paletleri ve farklı zeminler kullanılarak robotların aynı görevi yüzlerce kez tekrar etmesi sağlanıyor.
Robot Park, 8 bin metrekareyi aşan alanında yüzlerce robotu eş zamanlı olarak çalıştırıyor. Amaç, robotların yalnızca kontrollü laboratuvar ortamında değil, değişken ve beklenmedik koşullarda da güvenli biçimde görev yapabilmesi.
Robotlar hangi işleri öğreniyor?
Apollo 2 robotlarının eğitim programında insan çalışanların fabrikalarda ve depolarda yaptığı çok sayıda temel görev bulunuyor.
Robotlara öğretilen işlemler arasında şunlar yer alıyor:
- Kutuları konveyör bantlarına yüklemek
- Ürünleri ve araçları farklı kutulara ayırmak
- Eşyaları raflara yerleştirmek
- Paketleme yapmak
- Palet taşımak
- Depodaki ürünleri taramak
- Kapıları açmak
- Düz olmayan zeminlerde yürümek
- Nesneleri kavramak ve güvenli biçimde bırakmak
Bu görevlerin her biri robotların denge, görme, yön bulma ve nesne kavrama sistemlerinin birlikte çalışmasını gerektiriyor.
Tekerlekli ve iki ayaklı modeller birlikte test ediliyor
Robot Park’ta Apollo 2’nin iki farklı modeli kullanılıyor.
Tekerlekli model, düz zeminlerde hızlı ve verimli biçimde çalışması gereken depo ve üretim hatlarına yönelik geliştiriliyor. İki ayaklı model ise merdiven, eşik ve dar geçit gibi insanların kullandığı karmaşık alanlarda hareket edebilmek üzere eğitiliyor.
İki model arasındaki temel fark yalnızca hareket biçimi değil. Tekerlekli robotlar daha dengeli ve enerji açısından verimli çalışabilirken, iki ayaklı robotların insanlar için tasarlanmış binalara ve çalışma alanlarına daha kolay uyum sağlaması hedefleniyor.
İnsanları taklit ederek öğreniyorlar
Robotların eğitiminde teleoperasyon adı verilen yöntem kullanılıyor.
Bu yöntemde bir operatör, kontrol arayüzü üzerinden robotun hareketlerini gerçek zamanlı biçimde yönlendiriyor. Robot, operatörün yaptığı hareketleri takip ederken kamera görüntüleri, sensör verileri, eklem hareketleri ve uygulanan kuvvet gibi bilgiler kaydediliyor.
Toplanan veriler, robotun yapay zekâ sistemini eğitmek için kullanılıyor. Robot aynı durumla daha sonra yeniden karşılaştığında, operatörün daha önce yaptığı hareketi örnek alarak kendi kararını vermeye başlıyor.
Robotun beyni nasıl geliştiriliyor?
Apollo 2’nin yapay zekâ sistemi, Google DeepMind’ın Gemini Robotics modelleriyle birlikte çalışacak şekilde geliştiriliyor.
Robotun her görevi, yapay zekâ için yeni bir eğitim verisine dönüşüyor. Bir kutuyu doğru yerden kavraması, ağırlığını algılaması ve düşürmeden taşıması gibi işlemler saniye saniye kaydediliyor.
Yapay zekâ modeli yeterli veri topladıkça robotun insan operatörüne duyduğu ihtiyaç azalıyor. Şirket bu sistemi “sürekli öğrenme döngüsü” olarak tanımlıyor.
Robotlar görev yapıyor, veri topluyor, hataları belirleniyor ve aynı işi yeniden deneyerek daha başarılı hâle geliyor.
2026 neden dönüm noktası olarak görülüyor?
2026 yılı, insansı robotların yalnızca prototip olarak sergilendiği dönemden ticari kullanıma geçiş yılı olarak değerlendiriliyor.
Geçen yıl dünya genelinde yaklaşık 13 bin insansı robotun kullanılmak üzere şirketlere gönderildiği belirtiliyor. Goldman Sachs tahminlerine göre bu sayının 2026’da 50 bin ile 100 bin arasında gerçekleşebileceği öngörülüyor.
Bu büyümenin gerçekleşmesi hâlinde insansı robotlar havalimanları, otomotiv fabrikaları, lojistik merkezleri ve büyük depolarda daha görünür hâle gelebilir.
Uzman değerlendirmelerinde 2028-2030 döneminin, robotların yalnızca endüstriyel alanlarda değil günlük yaşamda da daha sık kullanılmaya başlanacağı dönem olabileceği belirtiliyor.
Robotlar insanların işini elinden alacak mı?
İnsansı robotların yaygınlaşması, istihdam üzerindeki etkileri de yeniden gündeme getiriyor.
İlk aşamada robotların ağır yük taşıma, tekrarlanan hareketler yapma, tehlikeli ortamlarda çalışma ve gece vardiyalarında görev alma gibi alanlarda kullanılması bekleniyor.
Bu durum bazı işlerin biçimini değiştirebilir. Ancak robotların kurulumu, bakımı, programlanması, denetlenmesi ve güvenlik kontrolleri için yeni uzmanlık alanlarının ortaya çıkması da bekleniyor.
Kesin etki sektörlere, şirketlerin yatırım hızına ve ülkelerin çalışma mevzuatına göre farklılaşacak. İnsansı robotların kısa vadede bütün çalışanların yerini alacağı yönündeki değerlendirmeler mevcut verilerle doğrulanmış bir sonuç değil.
İnsanlarla aynı ortamda çalışmaları güvenli mi?
Robotların yaygın biçimde kullanılabilmesi için yalnızca görevleri tamamlaması yeterli değil. İnsan çalışanların bulunduğu ortamda güvenli hareket edebilmesi de gerekiyor.
Robotların:
- Bir insanı veya hareketli nesneyi fark etmesi
- Çarpışma ihtimalinde durması
- Taşıdığı nesnenin ağırlığını hesaplaması
- Dengesini kaybettiğinde güvenli konuma geçmesi
- Acil durumda uzaktan devre dışı bırakılabilmesi
- Veri ve kamera kayıtlarını güvenli biçimde işlemesi
gibi şartları karşılaması gerekiyor.
Özellikle kamera ve sensörlerle çalışan robotların iş yerlerinde oluşturacağı kişisel veri ve mahremiyet sorunları da önümüzdeki dönemde tartışılacak başlıklardan biri olacak.
Evlerde kullanılmaları mümkün mü?
Robot şirketlerinin önceliği şu anda üretim ve lojistik gibi görevlerin daha düzenli ve ölçülebilir olduğu alanlar.
Ev ortamı ise fabrikalara göre çok daha karmaşık. Dağınık eşyalar, çocuklar, evcil hayvanlar, farklı zeminler ve sürekli değişen koşullar robotların karar vermesini zorlaştırıyor.
Robot okullarında kazanılan deneyimin ilerleyen yıllarda sağlık hizmetleri, yaşlı bakımı ve ev yaşamına yönelik modellere aktarılması planlanıyor. Ancak bu robotların evlerde yaygınlaşması için güvenlik, maliyet ve kullanım kolaylığı sorunlarının çözülmesi gerekiyor.
İnsansı robotların avantajı ne?
Fabrikalarda uzun yıllardır robot kollar ve otomatik makineler kullanılıyor. İnsansı robotları farklılaştıran nokta ise insanların çalışması için tasarlanmış ortamlara uyum sağlamayı amaçlamaları.
Kapı kolları, merdivenler, raflar, el aletleri ve çalışma tezgâhları insan vücuduna göre tasarlanıyor. İnsansı robotların mevcut iş yerlerinde büyük yapısal değişiklik yapılmadan çalışabilmesi hedefleniyor.
Bununla birlikte iki ayak üzerinde yürümenin enerji tüketimi ve denge açısından daha zor olması, insansı robotların önündeki başlıca teknik sorunlardan biri olmaya devam ediyor.
Robot okullarının başarı ölçütü ne olacak?
Robotların eğitim merkezinde gösterdiği başarı, gerçek fabrikalarda aynı performansı göstereceği anlamına gelmiyor.
Teknolojinin ticari açıdan başarılı sayılabilmesi için robotların:
- Uzun süre arızalanmadan çalışması
- Görevler arasında hızlı geçiş yapması
- İnsan çalışanlarla güvenli biçimde hareket etmesi
- Maliyetini sağladığı verimlilikle karşılaması
- Yazılım güncellemelerine uyum sağlaması
- Değişen ortamlarda yeniden eğitilebilmesi
gerekiyor.
Bu nedenle robot okullarında yürütülen çalışmalar, seri üretimin başlangıcı kadar uzun süreli saha testlerinin de ilk adımı olarak görülüyor.