Günümüz dijital dünyasında, kurumsal ağlar, genel bulutlar ve kişisel cihazlar arasında sürekli bir veri akışı söz konusu. Bu bağlamda, bütünleşik siber güvenlik alanında önde gelen isimlerden WatchGuard Technologies, hibrit çalışma düzeninin getirdiği zorluklara dikkat çeken bir analiz yayınladı. Analiz, "güvenli bölge" kavramının geçerliliğini yitirdiğini ve geleneksel güvenlik stratejilerinin yetersiz kaldığını vurguluyor.
Güvenlik Sınırlarının Ortadan Kalkması
WatchGuard’ın analizine göre, günümüzde saldırganlar yapay zeka ve otomasyonu kullanarak savunma boşluklarını hızla tespit edebiliyor. Sadece ağ veya uç nokta güvenliği üzerine inşa edilen stratejiler, işletmeler için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Bu durumu daha iyi anlamak için WatchGuard, bir havalimanı metaforunu kullanıyor. Eğer bir havalimanı yönetimi X-ray cihazlarını kaldırıp yalnızca metal dedektörlerine güvense, biyolojik veya kimyasal bir madde taşıyan bir saldırgan metal dedektörüne takılmadan içeri girebilir. Bu örnek, siber güvenlikteki tek katmanlı savunmanın yarattığı kör noktaların ne denli tehlikeli olduğunu gözler önüne seriyor.
Kör Noktalar ve Siber Suçlular
WatchGuard Türkiye, Yunanistan ve MEA Bölge Müdürü Yusuf Evmez, siber suçluların tek katmanlı savunmanın yarattığı kör noktaları hedef aldığını belirtiyor. Evmez, “Sadece ağ katmanına odaklanmak, şifreli trafik veya uzaktan çalışan kullanıcılar karşısında kör kalmak demektir. Benzer şekilde, yalnızca uç noktaya odaklanmak, cihazlar arasındaki yanal hareketleri ve bulut servisleriyle olan bağlantıları gözden kaçırmanıza neden olur,” şeklinde açıklamada bulundu. Bu bağlamda, çözümün yalnızca tek bir katmanı güçlendirmek değil, uç nokta, ağ, kimlik ve güvenlik duvarını bir araya getirerek oluşturulan akıllı bir savunma sistemi olduğunu ifade etti.
Dört Katmanlı Akıllı Savunma Modeli
WatchGuard, hibrit çalışma düzeninde güvenliğin dört temel unsurun koordinasyonu ile sağlanabileceğini öne sürüyor. Uç nokta, yerel davranışsal zeka ve anomali tespiti ile bir X-ray cihazı işlevi görürken, ağ katmanı masum görünen trafik akışları arasındaki ilişkileri tespit etmeye olanak tanıyor. Güvenlik duvarı, yanal hareketleri sınırlayan ve derin trafik incelemesini güçlendiren dinamik bir segmentasyon hattı oluşturuyor. Kimlik yönetimi ise, erişim yetkilerini doğrulayarak insan faktörünü denkleme dahil ediyor.
WatchGuard, bu katmanların bağımsız olarak çalışmasının yeterli olmadığını vurguluyor. Yönetilen Tespit ve Müdahale (MDR) hizmetleri, bu teknolojileri bir araya getiren bir "orkestra şefi" olarak tanımlanıyor. MDR, farklı katmanlardan gelen verileri tek bir risk görünümüne dönüştürerek siber güvenliği kopuk çözümlerden kurtarıyor ve reaktif korumadan, her olayı öğrenen ve gerçek zamanlı olarak evrimleşen uyarlanabilir bir "operasyonel dayanıklılık" modeline geçiş sağlıyor.